Yeni yayınları e-posta olarak alabilirsiniz

19 Mayıs 2017 Cuma

Evde gümüş suyu yapımı

kolloidal gümüş
Evde gümüş suyu yapımı
Son zamanlarda kolloidal gümüş ile ilgili dikkatimi çeken bazı yanlış bilgiler hakkında yazmak sanırım şart oldu. Şayet kendi imkanlarınızla gümüş suyu yapacaksanız kullanacağınız suyun % 0 oranında saf olması şarttır-ki "0" düzeyinde bir su elde edebilecğinizi ya da eczanelerden temin edebileceğinizi sanmıyorum. Daha da önemlisi gümüşün %99,99 oranında saf olması gerekir. Ancak bu saflıkta Türkiye'de gümüş temin edebileceğinizden emin değilim. Sertifikalı gümüş bulun.

Eğer kullandığınız tam saf olmayan suyun içerisindeki metaller, vitaminler, minareller vs. ve de saf olmayan gümüşün içindeki başka madenler elektroliz yoluyla çözünecek olursa ve siz bunu uzun vadede içerseniz sadece argyria olmakla kalmaz, aynı zamanda şimdi tam bilemeyeceğim başka arızalara da sahip olabilirsiniz.


Ayrıca kolloidal gümüş yaparken suyun sıcaklığı, havadaki nem oranı, hava sıcaklığı, kullandığınız kabın büyüklüğü ve camın kalitesi, çubukların veya levhaların kalınlığı ve uzunluğu, enerji ünitesinin özellikleri, voltaj değeri, süresi, kullandığınız bakır telden başka bir sürü de detay çok önemlidir. Elbette ki ortaya bir gümüş suyu çıkartırsınız. Ama stabil bir ürün olmaz ve evde bunun PPM oranını ölçmeniz mümkün değildir. PPM değerini ölçmek için bazı kimyasallar ve özel cihazlar kullanılır ve bu işlem en az 3 saat gibi sürer. PPM ölçümüyle ilgili makaleye BURADAN bakabilirsiniz.

En önemlisi ürettiğiniz gümüş suyunun içindeki gümüş partiküllerinin büyüklüğüdür. Gereğinden fazla büyük ya da küçük olursa yine faydasız bir şey üretmiş olursunuz. Kısacası bu iş youtube'da tarif edildiği kadar kolay değildir. Benim tavsiyem ürettiğiniz gümüş suyunu hemen içmeniz yönünde olacaktır. Çünkü bir müddet sonra bozulur, rengi grileşir ve kullanılmaz hale gelebilir.

Bu arada yanlış anlaşılmak istemem tabii ki. Çünkü amacım kimseyi korkutmak falan değil. Sadece işinize yarayabilecek tüyolar veriyorum.

Dikkatimi çeken bir başka yanlış bilgi ise kullanım miktarı ve PPM değeridir. Genellikle 5PPM olanın en sağlıklısı olduğu yönünde yazılar var. Kendiniz yapacaksanız evet, 5 ppm en sağlıklısı olacaktır. Çünkü uzun süre tutarsanız gümüş suyu bozulmaya başlar.

5 PPM en sağlıklısıdır bilgisi, herhangi bir temele dayanmayan ve bilimsel bir açıklaması olmayan yetersiz bir bilgidir. Bunun böyle bilinmesinin sebebi de evde gümüş suyu yapmak için cihaz üreten firmaların satış stratejisi gereği yaptığı açıklamalardır. Çünkü bu cihazlarla maksimum 15 PPM, ve en sağlıklısıd a 5 PPM iyonik gümüş yapabilirsiniz. Firmalar ve kullanıcılar da riske girmemek adına 5 ppm'in en iyi olduğunu savunur. Halbuki PPM derecesi ne kadar yüksek ise o derece etkili olacaktır. Tabii bu arada kolloidal gümüşün usulüne uygun bir şekilde hazırlanması şarttır. Kendi imkanlarınızla yüksek PPM üretemezsiniz. Dahası kolloidal değil, iyonik gümüştür yaptığınız. Ve çok çabuk bozulma eğilimine sahiptir.

Yüksek PPM kolloidal gümüş kullanmanın bugüne kadar sağlığa olumsuz bir etkisi saptanmamıştır. Ve bununla ilgili bir örnek bulunmamaktadır. her fırsatta korkutma amacıyla insanların gözüne sokulan mavi adam Paul Karason'un da bu hale gelmesi yüksek PPM değil, yanlış üretimdir.

Ve "çay kaşığı ile kullanın" gibi şeylerden bahsediliyor. Öncelikle şunu belirtmek isterim; Kolloidal gümüş kesinlikle metale temas etmemelidir! Sadece cam kullanmanız gerekir. Çünkü diğer metaller gümüş partiküllerinin yapısını bozar. Yanı sıra gümüş suyunu plastikte de muhafaza etmemelisiniz. Zaten bu sebeple cam şişelerde satılır.

Kişinin kilosuna ve sağlık durumuna göre kullanacağı doz ve PPM değeri değişiklik gösterir. Ama kesinlikle bir kaşık falan değildir. Şayet zaten sağlıklı iseniz ve bunu korunma amacı ile içecekseniz 25 PPM olanından 100 ila 50 ml (100 ml ortalama bir çay bardağı) kullanabilirsiniz. Ancak mesela diyelim ki bütün vücudu candida kaplamış bir haldeyken buna ne 25 PPM kâr eder ne de bir çay bardağı. Örneğin 19 lt damacanın içine dökeceğiniz 25 PPM 50 ml kolloidal gümüş ile sağlığa zararlı bütün mikropları öldürmeniz mümkündür. Ancak bu mikropların bir kısmı 6 saat sonra tekrar canlanmaktadır. Yani uygun miktar 19 lt su için 25 PPM olarak 100 mldir. Bu takdirde su tamamen temizlenmektedir. İnsan vücudunun 3/2 si sudur ve vücuda aldığımız kolloidal gümüşün kana karışma oranı ancak % 20 gibidir. Kalanı dışkı yolula atılır. Bu durumda alacağınız bir kaşık 5 PPM gibi bir gümüş suyunun beklentinizi karşılaması mümkün değildir.

Benim buraya yazdığım her bilgi yıllar süren bir tecrübe ve laboratuvar sonuçlarına göre ifade edilmiştir. Her ne kadar Türkiye'de yeni yeni farkına varılmış olsa da Kolloidal gümüşü dünyada yıllardır binlerce insan (ben de dahil) zaten kullanmaktadır. Bu sebeple her seferinde karşımıza çıkan Paul Karason denen şirin babayı sunan ve medya maymunu haline getiren ilaç şirketlerinin tuzağına düşmemeliyiz. Zaten Paul Karason kendisi de neden öyle olduğunu ve uyguladığı yanlış yöntemleri açıkca ifade etmiştir.

Şu anda Türkiye'de kolloidal gümüş üreten ve bütün izinlere ve ISO belgelerine sahip ilk ve tek firma SİVA DERM markası altında üretim yapan Pyramed Center'dır. Bunun dışında satış yapanlar varsa merdiven altıdır. SİVA DERM'in ürettiği gümüş suları oldukça güvenlidir ve sağlık bakanlığı tarafından sürekli denetlenmektedir. Aynı zamanda ürünler oldukça cüzzi fiyatlara satılmaktadır. Elbette ki "Bi şişe suya o kadar para mı verilir?" gibisinden bir zihniyete sahipseniz, kolloidal gümüşün ne olduğunu ve etkileri konusunda yeterli bilgiye sahip değilsiniz demektir.

Herkese sağlıklı günler direlim. (:

2 yorum:

  1. S.a bu konuda bilginize dayanarak bişey sorabilirmiyim bilgilendirirseniz sevinirim ileri derecede timus bezi hastasına ppm ne olmalıdır 70 kg gelen bir kişi için ne verilmelidir ve çaremidir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Timus bezi, yaşam süresince küçülmeye başlar. Timus bezi kana hormon akışı sağlar, büyüme ve bağışıklıktan sorumludur. Yaşam döngüsü süresince timus bezinin ebadının küçülmesi, bizler yaşlandıkça, timik ile ilgili bağışıklık karşılığın azalması anlamına gelir. 50 yaşımıza eriştiğimizde, timus bezinin sadece %15’i aktiftir. Bu durum enfeksiyonlar, kanser ve oto-immün hastalıkların, yaş ilerledikçe ciddi anlamda çoğalmasıne sebep olur. Bu bakımdan kişi 50 yaşın üzerinde ise 40 ppm günlük 4 öğün olarak (aç karına) minimum 200 ml almasında fayda var.

      Direkt çaresi budur diyemeyiz. Ancak yan etkisi olmaması ve bağışıklık istemine kaktısı bakımından cşddş anlamda faydasını görebilir.

      Sil