Yeni yayınları e-posta olarak alabilirsiniz

9 Eylül 2017 Cumartesi

Sarimsak ve gumus

Gümüş suyu ile birlikte sarımsak kullanılır mı?

Kolloidal gümüş ile birlikte sarımsak kullanılmaması gerektiği bilgisi ilk defa Dr. Robert C. Beck tarafından Mart 1996 yılında Amerika, Seattle’daki “Whole Life Expo” adlı konferanstaki konuşmasının bir bölümde bahsedilmiş ve Nexus Dergisinin Şubat-Mart 2011 sayısında yeniden yayınlanmıştır. Bu sayede de literatüre geçmiştir.

Dr. Beck bu açıklamasında şöyle diyor: Harvard, MIT ve Albert Einstein Tıp Fakültesi'nden araştırma, ile  mikro akımların tüm virüsleri, parazitleri, mantarları, bakteri ve patojeni ortadan kaldırdığı bilinmektedir. Bu araştırmanın "kaybolduğunu" veya gizlendiğini ispatlayabilirim.

Gümüş kolloidler bilinen tüm patojenlerin ortadan kaldırılmasına ve fırsatçı enfeksiyonların önlenmesine büyük ölçüde yardımcı olur. Bu, uzun süredir bilinmektedir.


Yani Dr. Beck'in kan elektrifikasyonu dediği uygulamanın içinde kolloidal gümüş de var. Ve bu programı başlatmadan önceki birkaç gün boyunca, tıbbi amaçlı otlar içeren, yabancı veya yerli veya potansiyel olarak toksik ilaçlar, nikotin, alkol, eğlence ilaçları, müshil ilaçları, tonikler, sarımsak ve potansiyel olarak zehirli vitaminler içeren şeyleri almamak gerektiğini söylüyor. Çünkü kan Elektrifikasyonnun elektroporasyona neden olacak ve ölümcül bir durum yaratacaktır diyor.

Dr. Beck'e göre Sarımsağın toksik olmasının sebebi; sülfon hidroksil iyonu, tıpkı DMSO (Dimetil Sülfoksit) gibi, beyin-kan bariyerine nüfuz eden, yüksek yaşam formları ve beyin hücreleri için belirgin bir zehir ihtiva etmesidir. (bu arada dmso'nun çok güçlü bir antioksidan olduğunu söylemekte fayda var)

Beck konuşmasında şöyle devam ediyor: Daha sonra ben Stanford Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya maddi destekte bulundum ve o çalışmada da sarımsağın bir “zehir” olduğu tespit edildi.

Bir diş sarımsağı ayak tabanınıza sürün, kısa sürede el bileklerinizin de sarımsak kokmaya başladığını göreceksiniz. Çünkü, tüm vücuda nüfuz ediyor. Bu yüzden DMSO (Dimetil Sülfoksit) maddesi aşırı derecede sarımsak gibi kokar ve bu sülfon hidroksil iyonu, beyinde bulunan korpus kallozumu (beynin iki ana lobu olan sağ ve sol lob arasındaki köprü, 200-800 milyon civarında sinir bağlantısına sahip olduğu tahmin edilmekte) da içeren tüm bariyelere nüfuz eder.

Aranızda organik tarım yapan varsa, eğer DDT kullanmak istemezseniz, bunun yerine ya da diğer bilindik ilaçlar yerine sarımsak kullanabilirsiniz. Sarımsak, böcekleri öldürür, böceklerden rahatlıkla kurtulabilirsiniz. 
Detaylı bilgi için şu adrese bakabilirsiniz. https://www.cancertutor.com/bob-beck/

İnternette dolaşan video konferanstaki konuşmanın sadece küçük bir bölümü. Videonun tamamı şudur:

Şahsen ben de kullanıcılara çiğ sarımsakla birlikte kullanmamalarını tavsiye ediyorum. Ama yanı sıra sarımsağın Dr. Beck'in dediği kadar da tehlikeli olduğunu düşünmüyorum. Çünkü bu durum birazdan fazla karışık. Her şeyin yararı olduğu kadar zararı da vardır. Mesela yine Dr. Beck'in dediği gibi dmso'nun beyin hücreleri için belirgin bir zehir ihtiva etmesi belki bir yere kadar doğru olabilir. Ama dmso en güçlü antioksidandır. Ve yıllarca insanlardan gizlenmiş ve kötülenmiştir. Örneğin kolloidal gümüşü dmso ile birlikte alırsanız, gümüş partiküllerini alıp direkt hücrenin içine taşır. Yani gümüşü çok daha etkin bir hale getirir ve gücünü arttırır. Ama tutar da dmso'yu zehirli bir şeyle birlikte alırsanız yine o zehrin gücünü arttırır ve dolayısıyla zararlı hale gelir. Üstelik dmso sakatlık gibi durumlarda, ya da geçmeyen ağrılarda inanılmaz bir iyileşme sağlar.

Yanı sıra Asyalılara bakacak olursanız tonlarca sarımsak tükettiklerini görürsünüz. Mesela Tayland'da bir çok lokantada masada tuz, biber gibi hazır şekilde duran sarımsak da görürsünüz. Bunları genellikle çiğ ve kabuklu şekilde yemeğin yanında yerler. Bir markete gittiğinizde sarımsakla alakalı bir dolu şey bulursunuz.

Kanaatimce Asyalılar dünyadaki en akıllı insanlardır. Ama Amerikan kökenli diyetleri ve gıdaları kabul ettikten sonra hastalıklara çok daha açık bir hale gelmişlerdir. Amerikan diyetlerinde sarımsağın yeri ya hiç yoktur, ya da eser miktarda bulunur. Bugün bile Asyalılar en akıllı ırk olmaya devam ediyor. İstatististiklerin yanı sıra, bazıları yüz yıldan fazla yaşıyor.

Akdeniz kültürüne sahip ülkelerdeki beslenme alışkanlıklarında da sarımsak neredeyse her yemekte bulunur. Bununla birlikte Fransa, Portekiz ve İspanya'da sarımsak ve zeytin yağı bol miktarda kullanılır. Ve genel olarak bakıldığında Amerikalılar (açlıktan ölen insanların ülkeleri hariç tabii ki) Dünya'nın en sağlıksız toplumudur diyebilirim.

15 yaş ve üstü nüfusta obezitenin en çok görüldüğü ülke yüzde 33,8 ile Amerika. Amerika'da obez kadın oranı yüzde 35,5'i bulurken, bu oran erkeklerde yüzde 32,2 düzeyinde.

Amerika'yı yüzde 30 ile Meksika, yüzde 26,5 Yeni Zelanda, yüzde 25,1 ile Şili, yüzde 24,6 ile Avusturalya izliyor. Obezite oranı Kanada'da yüzde 24,2, İngiltere ve İrlanda'da yüzde 23, Lüksemburg'da yüzde 22,5, Estonya'da yüzde 20,2, İzlanda'da yüzde 20,1 düzeyinde. https://www.cnnturk.com/2012/saglik/03/09/abdnin.basi.obezite.ile.dertte/652469.0/index.html 

Bu sağlık durumları göründüğünden çok daha karışıktır. Ve doktor olmadığım için şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, en sağlıksız tavsiyeler ve uygulamalar ortodoks tıp eğitimi almış doktorlardan gelmektedir. İstisnai olarak Karatay gibi doktorlar da var elbet. Ama istisnalar kaideyi bozmaz. Dr. Beck'in uygulamasında sarımsak tehlikelidir. Yani haklıdır. Ama bu durumu genellemek yanlıştır. Çünkü Beck'in ilgilendiği insanlar hasta insanlardır. Ve bizim coğrafyamızdan değillerdir. Bunu neden söyledim? Çünkü her coğrafyanın insanı farklı bir mikrobiyataya sahip olabilir. Dolayısıyla farklı coğrafyalardan gelmiş gıdalara karşı reaksiyonları da farklı olacaktır. Bu bakımdan yiyeceklerinizi size yakın yerlerden seçmeniz sizin için en sağlıklısıdır. Mesela Himalaya tuzu yerine Çankırı tuzu gibi. Çünkü yakınınızda yetişen gıdaların frekansları size daha uygundur. 

Kendinizi anlamak için Dr. Beck'in dediği gibi 3 hafta boyunca hiç sarımsak yemeden beslenin, ve daha sonra sarımsak yiyip aradaki farkları tespit etmeye çalışın. Ben şahsen denedim. Ama yesem de iyiyim, yemesem de. Yani bir fark gördüğümüz söyleyemem. Ama bu herkeste aynı olacak değil. Kimisi ömrü boyunca hastadır, ölmez ama sürünerek yaşar. Kimisi aids'li biriyle cinsel ilişkiye girse bile hiv virüsü kapmaz. 

Her şeye rağmen Beck'in dediği gibi sarımsağın direkt kan dolaşımına nüfuz etmesi ölümcül etkiler doğurabilir. Eskiden gansterlerin mermilerin ucuna sarımsak sürmeleri bu yüzdendir. Yani Dr. Beck'ten önce de bilinen bir şeymiş demek ki.

"Biofeedback aletlerini kullanmaya başladıktan sonra gördük ki; sarımsak, beyin dalgalarının senkronizasyonunu bozmakta!"

Yukarıdaki cümle Dr. Beck'e ait. Fakat o zamanki teknoloji ve sağlık bilgileri şimdiki gibi değildi. Şu an bizim kullandığımız biofeedback cihazları çok daha gelişmiş bir teknolojidir. Ve bazı durumlarda hastalara sarımsak önermektedir. 

Sonuç olarak neyin, kime, nasıl iyi geleceği, ya da gelmeyeceği ayrıntılı bir analiz sonucu belirlenebilir. Ama en temelde Beck'in kan elektrifikasyonunda sarımsak kullanmayın demesi doğrudur.

Yanı sıra Dr. Dizdar da sarımsakla ilgili şunları söylüyor: Sülfür insan vücudu için önemlidir! 

"Bağışıklık sisteminin merkezi bütün kaynakların havuzunu oluşturuyor o da sülfürden meydana geliyor B vitamini sülfürden meydana gelir, vücudun DNA’sını kontrol eden amino asitlerin aktarıcıları sülfür içeriyor o yüzden sülfür çok fazla kıymetli. Sülfür bulamazsanız vücudunuzun çatısı bozulur."

Sarımsağın kükürt bakımından zengin bir toprakta yetişmesi gerektiğini aktaran Dr. Dizdar, "Bu da volkanik arazilerde oluyor. Taşköprü sarımsağı Türkiye’de en çok bilinir dünyanın en iyi sarımsaklarından biri, iyi bir sarımsağın kabuğunun çok rahat soyulmaması gerekiyor. Baya bir uğraştırır gerçeğinde, çünkü kabuk zaten yapışıktır. Ve o keskin kokuyu da bulursanız bu iyi bir sarımsaktır" 

Sağlıklı olmak istiyorsanız egzersiz yapmak zorundasınız. Hastalandıktan sonra ne yiyeyim de iyileşeyim düşüncesi yanlıştır, sağlıksızdır. Zaten yediklerinizden dolayı, ve de çok fazla yediğiniz için hasta olmaktasınız. Yıllar boyunca zehirli gıdalar yiyip, sonra da bir şişe gümüş suyu içerek iyileşmeyi beklemek saflıktır. Bazı şeyleri hayat felsefeniz haline getirseniz ancak sağlıklı olabilirsiniz. Mesela sağlıklıyken az da olsa gümüş suyu içerseniz hastalıklara yakalanma riskiniz minimuma iner. Buğday ürünleri, şeker, paketlenmiş gıdalardan uzak durursanız zaten hasta da olmazsınız. 

Bütün bu lakırdıya rağmen "biz hala bir şey anlamadık, gümüş suyu ile birlikte sarımsak yiyelim mi, yemeyelim mi?" diye soruyorsanız söyleyeyim; Çiğ sarımsakla birlikte gümüş suyu tüketmeyin. Pişmişini yemekte sakınca yok. 

Sağlıklı günler dilerim. 

1 yorum:

  1. çok faydalı oldu gerçekten şimdi farklı düşünmeye başladım sağolun

    YanıtlaSil